Batı Haklı Mı? Yoksa Bize Hakaret Mi Ediyor?

Son zamanlarda yabancı basında Türkiye hakkında çıkan negatif yazılar bir tartışma konusu haline geldi. Türk ekonomisinin içinde olduğu zor duruma gönderme yapılırken, “Hasta Adam”, “Zavallı Türk Halkı” gibi ifadeler, toplumun bir kesimini rahatsız etmezken, toplumun başka bir kesimi bu ifadelere reaksiyon duyuyor ve hatta konu bu reaksiyonu duymayanın ülkeye bağlılığını sorgulama noktasına bile gelebiliyor.

Batı Haklı Mı

Oldukça duygusal bir toplum olduğumuz için olaylara tepkilerimiz de ilk etapta, rasyonel değil duygusal olabiliyor. 

Konuya rasyonel açıdan yaklaşırsak, yabancı basında Türkiye’nin ekonomik veya politik ve hatta turizm ülkesi olduğumuz için genel anlamda Türkiye hakkında yazı çıkması normaldir. 

Benzer şekilde çeşitli ülkeler hakkında yazılar çıkmaktadır.

Burada bizim toplumuzun bakış açısını ikiye ayıran nokta şudur; bir kesim “Ekonomimiz gerçekten kötü, gocunacak ne var?” bakış açısındayken, bir diğer kesim “Bizim iç işlerimizden onlara ne, bizi alenen aşağılıyorlar, neden rahatsız değilsin?” bakış açısında. 

Durumu objektif pencereden ele almak gerekirse, Türkiye’nin ciddi bir ekonomik dar boğazda olduğu doğrudur. Öte yandan, bunu ekonomik verilerle analiz yazısı olarak ele almakla, “zavallı”  gibi topluma acıma ifadeleri ile yazmak, konuyu somut veriden, duygusal bir yere taşıyor ve bu da rahatsızlık yaratıyor. 

“Ekonomimiz kötüyse, kötü. Sen kim oluyorsun da bize acıyorsun?” tepkisi baskın geliyor çünkü veri analizinin ötesine taşıyıp, bu tür ifadelerin kullanılması, ülkeye ve topluma bir tepeden bakış tonu taşıyor. Ayrıca da düzelemez olduğunu ima ediyor. 

Bunun, maksatsız olduğunu düşünmek çok iyimser bir bakış açısı barındırır. 

Dünya’da bir güç dengesi dönüşümü söz konusu ve Türkiye’de alan kazanmaya çalışan oyunculardan biridir. 

Avrupa da, Amerika da eski mutlak yön verici konumuna sahip değiller. Çin, Rusya ve dünyanın doğusundaki başka ülkeler bu güç dengesi değişimde etkinler. 

Batı Haklı mı

Alıştığımız düzende batıyı çok güçlü görme yaklaşımıyla yavaş, yavaş kaybettikleri alanları algılamak bazen zor olabilir, ne de olsa ekonomisi güçlü ülkeler bunlar. 

Oysa, ekonomilerinin gücü dünyanın geri kalan pek çok ülkesi üzerindeki alan hakimiyetlerine de bağlıdır. Mesela üretmediği petrolü de herhangi başka bir emtiayı da en uygun fiyata alabiliyor olması bu hakimiyetin sonucudur. 

Para biriminin ve bankacılık sisteminin dünya ticaretindeki nerdeyse tek ortak yol olması da dünya ticareti üzerinde hem hakimiyet, hem de dolaylı kar payı sağlamaktadır. 

Bu durumun değişmesine engel olma çalışmaları geçmişten beri süregelmektedir. 

Oysa bugünkü dönüşüm süreci bu değişimi de tetiklemektedir. 

Örneğin, Rusya’ya Ukrayna meselesi üzerinden uygulanan yaptırımda bankacılık sisteminin ve kendi para cinsinin dışına atarak ticaretine engel olmak hedeflendi. 

Eski düzende bu yaptırım çok etkili olabilirdi. Fakat bir müddettir gücün doğuya kayması, farklı pazarlar ve ticaret alanları yarattı. Batı; bankacılık sistemi ve kendi para birimi ile dönen her dünya ticaretinden, dolaylı pay alıcı ve hakim konumundayken, doğunun yeni büyük oyuncuları bu dengeyi bozmaya başladı. 

Batı Haklı Mı

Çin’in Rusya ile dolar veya Euro dışında kalarak ticaret yapabileceğini beyan etmesi gibi, veya Rusya’nın Finlandiya ve başka batı ülkelerinin muhtaç olduğu doğal gaz ödemesini Ruble ile yapılmazsa, gazı kesmesi gibi örnekler, yapılan yaptırımdan batının dezavantajlı çıktığının net göstergeleridir. Tarif ettiğim alan ve güç kaybının da işaretleridir. 

Benzer şekilde Rus pazarından komple çekilen McDonald’s zinciri Ruslar tarafından satın alındı. Tabela değiştirerek, aynı servisi, aynı vatandaşa verip, bir de ABD’nin büyük bir pazar kaybedip, düzenini kurduğu ticaretten pay alamaması durumun oluşması, ABD’nin kendi hamlesinin öngöremediği dezavantaj sonucu olacaktır. McDonald’s patatesine kadar Rusya’da üretilmektedir, dolayısı ile markanın çekilmesi ülke ekonomisine zarar vermez, tüketiciyi bir servisten de mahsur bırakmaz, yetişmiş iş gücü ve şube sayısı tabela değişikliği ile rakip yeni bir dev yaratır. Hatta bu yeni markanın, zaman içinde dünyaya hakim Mc Donald’s, Burger King gibi olağan pazar liderlerinin başka pazarlarına da giriş yapıp alan kazanması olasıdır. 

Bu Rusya’ya göz dağı vermeye çalışan ABD için net bir dezavantaj olur. 

Rusya’nın yaptırımı hak etmesi, Ukrayna halkına haksızlık ediliyor olması ayrı bir tartışma konusudur. 

Buradaki asıl mesele batının, kendi ekonomisini güçlü kılan ve dünya ekonomisinde hakim pozisyonda olmasını sağlayan unsurların değişmeye başlamış olmasıdır. 

Türkiye’ye dönecek olursak, NATO toplantısında Finlandiya’yı veto etti ve kabul etmeyi bir takım şartlara bağladı. Bu şartlar arasında en önemlisi, dışardan almamıza mani olunan savunma sanayi için gerekli bazı alımlar konusundaki yasağın kalkmasıydı. Onun dışında, “ülkelerindeki teröristleri iade etsinler” gibi şartlar da vardı ama açıkçası ben bunun bir nevi pazarlık payı gibi olduğunu düşünüyorum. İskandinav ülkeleri, vatandaşlarımıza dokundurmayız diye tartışadururken, İngiltere Türkiye’ye önceden yapmadığı savunma sanayi için gerekli ürün ihracatını yapmaya başlayacağını resmen açıkladı bile. Türkiye asıl hedefini bir kazanım olarak almaya başladı.

Yazının başından beri ifade etmeye çalıştığım gibi dünyada tüm köşeleri tutan oyuncuların, bu hakimiyetleri sayesinde başka oyuncuları sokmadıkları alanlara yeni girişler başladı ve engel olma kabiliyetleri eskisi gibi değil. 

Bu alanları hedefleyen ve alan kazanan ülkeler hakkında negatif yazıların çıkması doğaldır. “Ekonomimiz kötü değil, yazılanlar doğru değil” gibi makul olmayan bir taraftarlığa elbette gerek yok, fakat yabancılar bu durumu analiz ederken, hangi toplum olsa zoruna gidecek bir üslubun kullanılması da yukarda açıkladığım nedenlerdendir. 

En basit anlatımıyla, ekonomimizi zora sokan faktörlerin arasında gider kalemlerimizin, gelir kalemlerimizden fazla olması ve enerji ihtiyacımızı karşılamak için Dolar veya Euro cinsi paraya ihtiyacımız olmasıdır. Enerjiyi, İran’dan da alsak, Rusya’dan da alsak batının para birimine ihtiyacımız var. Benzer şekilde, üretim için ihtiyaç duyduğumuz hammaddeleri de nerden alırsak alalım, bu para birimlerine ihtiyacımız var. Kendi paramızı basabiliriz ama dışarıdan alım yaptığımız her şeyin dövizini temin etmek zorundayız.

Hal böyleyken, kendi para birimizin döviz karşısında bu kadar değer kaybedince ve kendi ürettiğimiz mamullerin hammaddesi de dövizle alınınca, her şey pahalılaşıyor, alım gücü düşüyor. 

Batı Haklı Mı

Bugün ütopik gibi gelse de, Rusya’ya uygulanan yaptırımlar sonucu Rusya’nın satışlarını Ruble ile yapma konusunda direnmesinin ve uluslararası banka sistemin dışına atılmasının, dünyada alternatif yöntemlerin gelişmesini başlatacağını ve uzun vadede batının banka araçları ile tüm ticaret yolları üzerinde kurduğu hakimiyetinin kaybolacağını düşünüyorum. İnsanlık, çağlardan beri, ticarete devam edebilmek üzere alternatifler geliştirmiştir, şimdi de öyle olacak. 

Türkiye genel anlamda hantal değildir, hızlı manevralar yapabilen, adapte olabilen bir toplumuz. Bu açıdan, olası en kısa sürede, bir zamanlar dışa bağlı olmayan üretim modelimize geri dönmemiz gerekiyor. Söz konusu tarımsa, gübresinden, tohumuna dışardan almaktan uzaklaşmak üzere bir planlama veya tekstilse pamuğundan, ipliğinden kumaşına kadar içerde üretmeye dönme planı, döviz cinsinden olan gider kalemlerimizi düşürürken, var olan ihracat düzeninde kar marjlarının sadece işçilik maliyetinin başka ülkelerin altında kalması üzerine kurulu olması durumunu da değiştirecektir. Bu düzende kar marjları bu sebepten çok düşük kalıyor ve her üretilen mamul için gelen dövizin, büyük bir kısmı hammadde ödemesi için tekrar ülkeden çıkıyor. Oysa ülkenin enerji alışverişi için ciddi dövize ihtiyacı var. 

Yukarıda açıkladığım üzere, biz çevik bir toplumuz, bu manevraların yapılacağına ve ekonomimizin kalkınma dönemine geçeceğine şüphem yok. Yabancı basının Türkiye komple yıkılmış gibi yansıtması, bizim içinden çıkılmaz bir noktada olduğumuzu ima ediyor. Önümüzde zor zamanlar da olsa, içinden çıkılması imkansız bir durumda falan değiliz. Yetişmiş işgücümüz, sanayimiz, üretici kafamız mevcuttur. Bunların olduğu yerde iyi bir ekonomi planı ile bir şeyleri el birliği ile yoluna sokmak mümkündür. Uluslararası ticarette şu anda batının Rusya’dan almak zorunda olduğu enerji ile başlayan, banka aracı ve döviz cinsindeki usul değişiminin, başka alanlarda devamı gelecektir ve şu anda öngöremediğimiz farklı pazarlarda bize farklı avantajlar sağlayacaktır. Burada önemli olan bir an evvel uzun vadeli iyi bir ekonomi yönetim planlaması yapılması gereğidir. Yabancıların bizi zavallı görmesi noktasına dönersek de, ivedilikle düzeltilme yönünde adım atılması gereken ekonomik sorunlarımız olduğu inkar edilemez. 

Fakat bu durum, şu anda kendini olası bir Rus saldırısından koruyamayacak aynı ülkelerin NATO’ya girme çabasında, bizim oyumuza da tabi olduğu gerçeğini değiştirmiyor. 

Girişlerinin önündeki engeli kaldırmamız halinde, savunma noktasında da, NATO’nun en güçlü ikinci ordusu olarak, gene bize ihtiyaçları olduğu gerçeğini de değiştirmiyor. Hal böyleyken, bize zavallı deme motivasyonlarını kısmen, içine düştükleri aciz duruma verebiliriz. 

Banu Gökyar 28.05.2022

Banu Gökyar, ilkokul eğitimini Almanya'da, ortaokul ve lise öğrenimini ise İstanbul Özel Tarhan Koleji'nde tamamladıktan sonra Üniversite eğitimini San Francisco Golden Gate University'de işletme/pazarlama üzerine almıştır.

Shylo Aromatheraphy Cofounder

0 Yorum

Opinyuya yorum yapın

www.opinyu.com'da yer alan her türlü içeriğin tüm telif hakları Opinyu'ya aittir. www.opinyu.com sitesinde yer alan bütün yazılar, materyaller, resimler, ses dosyaları, animasyonlar, videolar, dizayn, tasarım ve düzenlemelerimizin telif hakları 5846 numaralı yasa telif hakları korunmaktadır. Bunlar opinyu.com’un yazılı izni olmaksızın ticari olarak herhangi bir şekilde kopyalanamaz, dağıtılamaz, değiştirilemez, yayınlanamaz. İzinsiz ve kaynak belirtilmeksizin kopyalama ve kullanımı yapılamaz. www.opinyu.com'daki harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur. Opinyu hiçbir bildirim yapmadan, herhangi bir zamanda değişikliğe gidebilir. 

Opinyu bu sitedeki bilgilerden kaynaklı hataların hiçbirinden sorumlu değildir. Opinistlerin (Yazarların) İçeriklerindeki Sorumluluk Kendilerine Aittir. İçerikler kesinlikle tavsiye içermemektedir. İçeriklerden edindiğiniz bilgileri uzman kişilere danışmadan uygulamanız zararlı sonuçlar doğurabilir. Bu sonuçlardan Opinyu ya da Yazar asla sorumlu tutulamaz. 

©2022 opinyu.com

©2022 opinyu.com

©2022 opinyu.com

©2022 opinyu.com

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

Create Account